Feeds:
Yazılar
Yorumlar

ahanda

ahanda otuz oldum, oldum da nooldum.yaş otuz yolun bilmem neresi. bisiklet yakalı beyaz tişörtlerin üstüne renk renk kareli gömlekler giyen samsunlu çocuk otuz oldu. dizilerden replik beğenmeyi, feysbuktan şiir paylaşmayı, rakının yanına maraş burması yemeyi, incesinden insanlığı, yanından yöresinden sevdalığı, dertleri, dertsizliği, kuruçeşme parkını, öğlen birasını, ağlayan insanlara ağlamadan bakmayı, toplu taşımayı, yürümeyi, akşamdan kalmalığı, akşamı hatırlamamayı, mahcubiyeti, gençliği, gençlikten azledilmeyi, ah be abiyi, daha dur sen bunu da aşarızı, hacıyatmazlığı, tarlabaşını, kasımpaşayı, bomontiyi, şişliyi, beşiktaşı, çöp torbasında çamaşır taşımayı, gece yarısı ben de evsizim diyebilmeyi, yeni bosnanın aslında bosna ile bi ilişkisi olmadığını, hemi de güvensizliği ama güvenmenin de erdemini, en afillisinden kahkaha atabilmenin ne de büyük erdem olduğunu, alayına alay dizerken ne kadar da zincir zincir korkak olduğumu, hemide ne güzel oh bide ne güzel; biçok biçok sevildiğimi öğrendim. öğrenemediğim biçok şeyi de gelecek otuz yıllara saklıyorum ki seneler boş geçmesin. bi de hala daha gömlek giymeyi çok seviyorum, bi de serbest çağrışımı….

Medya’nın Korkunç Yüzü

Başka birinin ekranında, Milliyet’in web sitesinde bir haber gözüme çarptı “PKK’nın Korkunç Yüzü”. İnsani zaaflarım baskın çıkıp beni de bir merak aldı. Bir süre sonra ise unuttum gitti. İşten sıkılınca her zaman yaptığım gibi daha çekilir bulduğum Ntvmsnbc.com sitesine girdim. Ntv beni düşünmüş ve aynı haberi hemen yayına koymuştu. Hem başlık aynıydı hem de metin. Haberin kaynağını belirtmeye gerek yok: “Anadolu Ajansı”. Haber bir AA muhabirinin edindiği bilgiye göre diye başlıyor ve başka hiç bir kaynağa dayanmadan anlatıyor da anlatıyor.

Bir süredir süregelen üstü kapalı ateşkes ortamında pek anlam veremedim ama anlam çok yakınımdaydı. Okuduğum haberin hemen altında “KCK’ya Yeni Operasyon: 35 Gözaltı” (http://www.ntvmsnbc.com/id/25206268/) Rıza böyle imal ediliyor artık. İki haberi bir arada mealen okuyalım: “İnsanları yakarak öldüren caniler, adalet eliyle cezalarını çekiyorlar”.

Aşağıda yandaş ve yandaş olmayan medyada aynı haberin nasıl işlendiğini, konu Kürtler olunca aradaki farkların nasıl unutulduğunu ibretlik bir şekilde görebilirsiniz. Çekinmeyin klikleyin.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25206257/

http://www.haberler.com/teror-orgutu-pkk-nin-korkunc-yuzu-2677846-haberi/

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17630524.asp

http://www.bugun.com.tr/haber-detay/152082-pkk-nin-korkunc-yuzu-haberi.aspx

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1125924

http://gundem.milliyet.com.tr/teror-orgutu-pkk-nin-korkunc-yuzu/gundem/gundemdetay/25.04.2011/1382058/default.htm?ref=yahoo

http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/Teror_orgutu_PKK_nin_korkunc_yuzu.htm?ArticleID=70306

http://yurthaber.mynet.com/detay/malatya-haberleri/teror-orgutu-pkknin-korkunc-yuzu/3089

http://www.samanyoluhaber.com/h_521320_teror-orgutu-pkknin-korkunc-yuzu.html

http://www.stargazete.com/guncel/teror-orgutu-pkk-nin-korkunc-yuzu-haber-346798.htm

Bir Ada Ütopyası

Bir ada hikayesi birbirinin devamı olan üç kitaptan oluşuyor.
Geçenlerde Yaşar Kemal bir söyleşide dördüncü kitaba başladığını
söylemiş. Ben baştan beri Yaşar Kemal’in hikayeyi dört kitap olarak
planladığını düşünüyorum çünkü kitapların arka kapağında elimizdeki
kitabin 4 kitaplik serinin kacinci kitabi oldugu yolunda bilgi var.
Okumaya Devam »

Çok Üşümek

Bir kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde üşüyüp üşüyüp kaldığımızın

Bir Kalır yanık yağlar kokusu şehirlerde
Uzun nehirlere binip uzaklaşmadıkça

Bir Kalır yabancı yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer

O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler

Bir kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir kalır yılgın adamların hep “Evet” dedikleri

Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız

Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün
Bir kalır uzun kitaplarda anısı çok üşüdüğümüzün

turgut uyar

karavana

sevgili peter’in “sosyalistlerin birliği bir zorunluluktur” başlıklı önermesini tekrar gözden geçirmesi gerekiyor sanırım.daha müstakbel eğilimimize önerdiğim adın puntoları kurumamışken beşli ittifakın tek bir mebus tercihinden çatırdıyor oluşu tersinden bir önermeyle karşımıza çıkıyor.”sosyalistlerin ayrılığı doğal bir zorunluluktur.”

 şimdi tüm tarihi karşımıza alıp efe’nin tarihiyle ya da kurgusuyla çarpıştırdığımızda, bizi biz yapan tüm dönüm noktalarının nedense birlikteliklerden değil, ayrımlardan ve ayrım çizgilerinden inşa olduğunu, kökenini ona yaslayıp geleceği müjdelediğini görürüz. bu durum g.vassaf’ın tarihteki kısa barış dönemleriyle kesintiye uğramış savaşların ve ardından gelen zaferlerin belirleyiciliğinden bahsetmesine benzer. baskın olan kavgadır, uzlaşı değil.

tüm tarihi zaferlerle ve fatihlerin kararlarıyla anlamlandıran egemen tarih anlayışının aksine biz sosyalistler, yani tarihi sınıflardan ve toplumlardan yola çıkarak anlamlandıranlar için baskın olanın kavga olması; birlikteliklerin ürünü “Tip” değil de, ayrılıkların ürünü “Thkp, demokratik devrimcilik,vs.” olması manidar. ilkinin oluşturulabilmesi ikincisinin önkoşuluyken “yeni başlayanlar için sosyalizm” kitaplığında ilkinin arka raflarda istiflenmiş olması ise çok vahim.şu an onun sonuçlarını biçiyoruz.g.vassaf o kısa olan barış aralıklarının tarihsel belirleyiciğinden bahseder; ki birlik, mücadele ve zafer,zafer,zafer’in en desibelsiz öğesinin belirleyiciliğide es geçilmektedir.

ortada fol, yumurta yokken Bdp’nin önerisiyle tartışmaya başladıkları sosyalist vekil adaylığını öyle içinden çıkılmaz bir noktaya getirdilerki sonunda kürtlerinde bu öneriyi geri çekmesine neden oldular. karavana.

sadece düşünüyorum; r.turan’ın vekil adaylığı tartışması, bunu gündeme getiren kürtler olmasaydı tartışılabilecek miydi.r.turan önerisi tartışılmasa e.kürkçü ismi bir alternatif olarak çıkabilecek miydi.bu iki isim hiç gereği yokken bir kriz yaratmasa sdp ile birleşmesi an meselesi olan töp kendi adayını sunabilecek miydi.

pasteur’un kuğu boyunlu cam balonları sizi.aklınızda hiç bir şey yokken biri gelir bişey önerir.sizde sizi belirleyen bu şeyin peşinden kurgusal bir dünya kurarak kendinizi kandırırsınız.bi dönüp aynaya bakanınız olmaz.neyiz neciyiz.tarihimiz nedir, nereden gelmiş nereye gitmişizdir.

kendinizi motive edeceğini bildiğiniz, bundan haz duyduğunuz ne varsa fırsatı kaçırmıyor üzerine saldırıyorsunuz.bunun toplumsal sorumluluğunu ise hiç hesaba katmıyorsunuz.tek bir isimde uzlaşamayıp hiç bir isimle ortada kalıyorsunuz, size müstehaktır bu.sorumsuzlar.

not:e.kürkçü’nün 1000 oyla vekilliği kaçıran miroğluna karşıt olarak ödp’nin de oylarını alarak seçilme ihtimalinden bahsediliyor. bense ödp’nin hazır karşısında kürkçü gibi sosyalist bir aday varken bdp’den 1000 oy daha kapma telaş ve arzusunda olarak hesapları boşa çıkaracağını düşünüyorum.

böyle sosyalistliğin allah belasını versin, tez zamanda çökertsin, başlarına taşlar yağdırsın.

not: peter için not; son yaşananlardan sonra, metodun bilimsel değil spekülatif olduğunu, kurgusal olduğunu düşünüyorum.motivasyona göre hareket ediyolar, o bölmeler-parçalamalar ondan.timsah gözyaşları.

KORTEJ DİSİPLİNİ

yeni eğilimimizin adı ahanda bu olsun. (bkz.başlık)

yeni süreç yeni görevler getirir.bizde içiyle dışı bir türlü bir olmayan en net sol söylemi kendimize bayrak edinelim.

gürül gürül çağlayan, dörtlüsü beşlisi, zenciri, kızıl koca bayrakları ve böğrü iki yerinden bıçaklanmış on metreye üç metre pankartıyla değil, her köprü altında oturtulan, ardından hop kaldırılıp yine hop oturtulan kitlesiyle de değil, sözlük anlamındaki “disiplin”iyle muhteva bir kortejjjjj. o bir türlü becerilemeyen, ya da sadece o günlük becerilebilen şeyi akla düşüren şey.

kortej disiplini;

müstakbel beşiktaş ilçenin gıyabında eğilimi.

Biraz da Futbol Üzerine-2(Ronaldo)

dün gece bir devir sona erdi.yeryüzünün en büyük futbol efsanelerinden biri boşa harcanmış bir kariyerin sonunda gözyaşlarıyla futbolculuğa veda etti. uzun yıllardır yeri doldurulamadığı ve o, bir uçak kazasında ya da aşırı dozdan hayatını kaybetmeden, yolunu bilmez bir seyyah gibi hemen hergün güneşimize gölge ettiği için futbolculuğu sanki değerlendirilebilecek bir düzeydeymiş gibi tartışılır olmuştu ronaldo’nun.34 yaşına gelmiş bu tulum, yürüyecek mecali yokken adaşı cristiano’yla kıyaslanır olabiliyorsa her efsanenin dikkat etmesi gereken şeyler var demek ki.

asla hala varolduğunu farkettirmeyeceksin.

okudukça öfkeleniyorum.lost’a dördüncü sezonunda netten yetişmiş çakma lostie’ler gibi ronaldo’yla youtube’dan tanışmış yeni yetmelerin ağzında sakız olmayı haketmedi ronaldo.durun bi açıklıyım.

yıl 96.daha neo nokia 8110’u elinden kaçırmamış, zuckerberg  liseye başlamamış.insanlar küresel iletişimle daha yeni tanışmış ancak bir selamdan öteye değil aralarındaki.ama acayip bi uğultu var,gittikçe yükseliyor.

ajax efsanesi sönmüş gidiyor bosman vakası sonrası. manu yanına juve’yi, reali ve milan’ı da takmış uçuyorlar.sol kuzeyden isveçler, az altından yeteneksiz bierhoflar gasp etmiş ceza sahasını, acayip bir fiziksel gösteri var.futbol, ceza sahası önünde top dolandıran ve duran toplardan gol arayan bir kliğin esiri olmuş kimsenin maradona ya da peleyle kıyaslayacak hali yok.futbolun hiç olmadığı kadar  yoğun bir şekilde mucizeye ihtiyacı var.işte bu mucize o yıl barça’da yeryüzüne iniyor.

ronaldo.insanlar onu yergılamıyor, başkalarıyla, özellikle de pele ile kıyaslamıyorlar. hep konuşan pele dahi susuyor.futbolu güzelliğe taşımak için yeryüzüne inmiş olan bu çocuk artık bir mesih.o dünyaya kendini futbola feda etmek için inmiş.iki yıldan kısa bir süre içerisinde yeryüzündeki güzelliği düzenliyor.iki kere en iyi seçiliyor daha yirimisine basmadan.kimse eleştirmiyor. o kadar tereddütsüz karar veriyorlar ki bu kararı, sorgulanmıyor bile.

ikinci yılın sonunda nasıl orta yerine düşmüşse bu tufanın, kendini feda ederek çıkıyor.  sanki kazanchakis’in günaha son çağrısı gibi. gökyüzüne yükselmiyor, tersine şeytana uyup yeryüzünde bir ölümlü hayatı yaşıyor.ardıllarını, ardında yaratmış olduğu görkemi yıkılan bir kariyer ve sürekli şişmanlayan bir bedenle seyrediyor.insanlar dışlıyor onu,üzerine yumurta ve taş atıyorlar.o ise kaderine razı gözlerle susuyor.

işte dün o adam,futbolu asla eskisi gibi setretmememize neden olan adam bıraktı bu sporu.yas tutun ey insanlar.